1. YAZARLAR

  2. Celal Eren ÇELİK

  3. Yeni Türkiye siyasetinde HDP olmayacak
Celal Eren ÇELİK

Celal Eren ÇELİK

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Türkiye siyasetinde HDP olmayacak

A+A-

Son dönemde sıklıkla yapılan anketler gündeme geliyor ve bu anketler üzerinden pek çok değerlendirme yapılıyor.

Ancak gerek anketlerin gerekse kamuoyunun odaklandığı 2 ana nokta anketlerde iktidar partisi AKP’nin oy oranındaki değişiklikler ve yeni partilerin çeşitli anket şirketlerince açıklanan oy oranları.

Türkiye’nin sıcak ve değişken gündemi içerisinde özellikle bu anketler üzerinden gerçekleşen tartışmalarda uzun süredir HDP’nin konumunun ise hemen hiç tartışılmıyor.

Oysa ki AKP’nin siyaseten “tasfiye” sürecine gireceği önümüzdeki süreçte Türk siyaseti yeniden şekillenir ve kartlar siyaset dünyasında yeniden dağıtılırken HDP ve Kürt siyaseti belki de üzerinde durulması ve tartışılması gereken en önemli konu başlıklaından bir tanesi.

AKP’nin siyaset sahnesindeki dominasyonunun sona ermesiyle birlikte şekillenecek yeni siyasal hayatta HDP’nin bu günkü hali ile kalamayacaktır.

Zira HDP bugünkü politikalaraı ve söylemleri ile tıkanmıştır.

Bugüne kadar temsilcisi olduğu Kürt halkına devletin tanımadığı pek çok hakkın geç de olsa verilmesi ile birlikte bir noktada HDP varlık sebebini yitirme noktasında gelmiştir.

HDP’yi değerlendirirken de partiyi yekpare,monoblok bir yapı olarak değerlendirmek hatalı olacaktır.

Zira HDP tek parçalı bir yapı değil.Parti içerisinde bugün iktidarını sürdüren, başını Pervin Buldan,Aysel Tuğluk,gibi isimlerin çektiği “Şahin” kanat açıkça iradesini Kandil’e teslim etmiştir. Söylemlerinde teröristbaşı Öcalan’ı “Önder”, terör örgütü PKK’yı i ve Kandil’i ise “İradesi” olarak tanımlamaktadır.

Ancak parti içerisinde başını Ahmet Türk’ün çektiği ve Kürt siyasi hareketinde “Güvercinler” olarak tanımlanan bir kanat daha bulunmaktadır.

Bu kanat genel profili açısından toprak zengini yahut devlet ile ticari işleri de olan,entelektüel ve Kürt orijinli siyasetin sürdürülmesini ana eksenine alsa da silahlı propagandaya yani PKK terörüne karşı mesafeli olan gruptur.

İkinci grup bu güne kadar PKK’nın gerek HDP, gerekse öncülleri olan BDP,DEP,DEHAP ve HADEP üzerindeki tartışmasız ağırlığı nedeni ile sesini gür biçimde çıkartamamıştır.

Lakin değişen konjonktürel şartlar,PKK’nın yaşadığı güç kaybı ve tabii ki HDP ile TBMM’ye giriş süreci ardından HDP’nin de dengelere oynama zorunluluğu gereği “Güvercinlere” olan ihtiyacının artması bu kanadın sesini son dönemde daha yüksek msele çıkartmasına imkan tanımıştır.

İşte tam bu noktada HDP bir seçim yapmak durumundadır:

Ya bugünkü tavır ve söylemleri ile,terör örgütü PKK ile arasına mesafe koymayarak, ”İradesini” Kandil’e kayıtsız şartsız teslim ederek,söylemlerinde Türk milletinin sinir uçları ile oynayan bölücü,etnik siyasetin dilini kullanmaya devam ederek giderek radikalize ve kriminalize olarak ,sıkıştığı oy bandında dahi tutunamayacak, yahut  7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi radikal bir karar alarak Kürt halkının önceliklerini merkeze alsa da bir bölgeye sıkışıp kalan değil,bir Türkiye partisi olarak  ülkenin tüm genel politikaları noktasında alternatif sunabilecek bir partiye dönüşecektir.

***

Ancak tüm bu tespitleri yaptıktan sonra açık ve net söylemek gerekmektedir ki HDP’nin bugünkü “hakim kadroları” tarafından bir Türkiye partisine dönüştürülebilmesi mümkün değildir.

İşte bu noktada  halen hapiste bulunan Selahattin Demirtaş faktörünü değerlendirmek gerekmektedir.

Zira Selahattin Demirtaş radikal biçimde PKK’dan bir anda partiyi koparamayacağını görse de tedrici olarak PKK ile mesafe koyabilmek noktasında 7 Haziran seçimlerinde bir adım atmıştı.

Bu adımın sonrasında HDP ilk kez kendi listeleri ve ittifak yapmadan girdiği bir seçimde barajı aşarken ,7 Haziran seçimleri AKP’nin ilk kez tek başına iktidar çoğunuğunu yakalayamadığı seçim olmuştu.

Selahattin Demirtaş hapse girdikten sonra 2018 yılında HDP’nin yapılan kongresine bir mektup yazarak kendisinin partinin hiçbir yönetim kademesine aday gösterilmemesini istemiş ancak kendisinin bu isteğine rağmen gıyabında aday gösterilerek HDP yönetimince partinin yetkili kurullarına seçilmiş böylece parti ile “organik” bağı devam ettirilmişti.

Demirtaş’ın HDP’nin bugünkü hali ile “organik” bağı devam etse de gönül bağının devam edip etmediği ciddi tartışma konusudur.

Zira son yerel seçimlerde İstanbul seçimleri öncesinde teröristbaşı Öcalan’ın  tersine beyanda bulunması kırılmanın geldiği derinliğin boyutunu göstermektedir.

AKP’nin siyasal hakimiyetinin önce sona sona ereceği,sonrasında ise tedrici biçimde siyaseten tasfiye olacağı yeni siyaset sahnesinde Selahattin Demirtaş hapisten çıkınca yeni bir siyasi parti kuracaktır.

Bu siyasi parti ana omurgasını Kürt siyasetinin önemli ama az önce belirttiğimiz “Güvercin” kanadından gelen,PKK ile arasına kalınca bir çizgi koymuş,sadece Güneydoğu için değil Türkiye’nin geneli adına siyaset üretecek,özellikle sadece Kürt hareketinden değil sosyalist sol çevrelerden önemli isimlerin de içerisinde bulunacağı bir parti olacaktır.

Bu partiye az önce belirttiğimiz HDP içerisindeki “Güvercin “kanat içerisindeki bulunan isimlerin hemen hemen tamamı katılacakl,HDP’de ise sadece “iradesini” Kandil’e ve bölücü terör örgütü PKK’ya teslim etmiş olan,ayrılıkçı siyaseti,bölücü terör dili ile sürdüren ekip kalacak ve böylece HDP önce “radikalize” olacak ardından ise “Marjinal” bir parti haline gelecektir.

***

Burada “Devletin” tutumu da önemlidir.

Demirtaş’ın bu profilde bir partiyi kurarak siyaset sahnesinde boy göstermesi halinde, Devlet Kürt sorunu konusunda bu partiyi muhatap alacaktır ve HDP tamamen sistemden izole edilecektir,Demirtaş’ın bu profilde bir partiyi kurması sadece Kürt siyasi hareketi açısından değil genel Türk siyaseti açısından da bazı etkiler yaratacaktır.

Zira özelliğkle CHP, bugün bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi kolu olmakla itham edilen ve bu bağlamda toplum vicdanında da mahkum olan HDP ile “üstü kapalı” bir ittifakı gerçekleştirirken bunu kamuoyuna izah etmekte zorlanmaktadır.

Ancak Demirtaş’ın böyle bir parti kurması sonrası CHP,HDP yerine Demirtaş’ın partisi ile açıktan ve görece kamuoyuna daha rahat açıklayabileceği bir ittifaka girecektir.

Bunun bir diğer etkileşimini ise devam etmesi halinde CHP-İYİ PARTİ ittifakında kendisini göstermesi muhtemeldir.

***

İYİ PARTİ tabanı her ne kadar adı “yeni” olsa da, ”Değiştim” diyecek olsa da, ”Ben artık etnik siyaset değil, Türkiye siyaseti yapıyorum” dese de Demirtaş’ın kuracağı bir parti ile aynı ittifak içinde yer almaya ikna edilemez.

İYİ PARTİ yönetim kadroları da böylesi bir ittifakı kabullenemezler…

Bu bağlamda Demirtaş’ın kuracağı böyle bir partii ile CHP ittifakı gündeme gelirken, İYİ PARTİ ise Davutoğlu’nun GELECEK PARTİSİ, Babacan’ın kuracağı parti, Demokrat Parti ve Saadet Partisi ile birlikte yeni ve geniş bir “MİLLİYETÇİ-MUHAFAZAKAR İTTİFAK BLOĞU” oluşturabilir.

AKP’nin siyasal hegemonyasının kaybolacağı ve yukarda belirttiğimiz şekilde yeniden kartların dağılacağı,yeni ittifakların hayata geçeceği, bir siyasal projeksiyonda  MHP yine “Kilit parti” olma konumunu sürdürecektir.

Zira Türkiye’de yaşanan Suriyeliler sorunu kısa vadede Türkiye’de ciddi bir milliyetçi dalgayı da tatikleyecektir.

Tüm bu “YENİ TÜRKİYE SİYASİ PROJEKSİYONU” hali hazırda ana hatları ile çözümleme yapmaya açık olsa da pek çok belirsizliği korumaktadır.

Ancak kesin olan tek bir şey vardır; o da Türkiye’nin parlamenter sisteme dönse de, hali hazırdaki sistemle yoluna devam etse de uzun yıllar tek bir partinin büyük çoğunluğu ile yönetilmeyeceğidir.

Parlamenter sisteme dönülmesi durumunda-Ki ben buna ihtimal vermiyorum- uzun süren koalisyonlar dönemi yaşanaca,halihazırdaki sistem ile yola devam edilirse de Cumhurbaşkanı’nın partisi Meclis’te tek başına uzun süre çoğunluğu sağlayamayacaktır ve yine “fiili koalisyonlar” ile Türkiye yönetilecektir.

HDP’nin etnisiteye dayalı,ayrılıkçı,bölücü siyasetinin ise sonu gelmekte hatta daha da iddialı biçimde söylemek gerekirse “GETİRİLMEKTEDİR”.

Yazıyı dikkatle okursanız “GETİRİLMEKTEDİR” kelimesinin anlamını çok daha net kavrayacağınıza eminiz….

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar