1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Yıkılan binalardan suçlu ne müteahhit, ne şu ne bu! Mühendislik mesleği sorumludur!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Yıkılan binalardan suçlu ne müteahhit, ne şu ne bu! Mühendislik mesleği sorumludur!

A+A-

Bir ameliyatta birinci derecede sorumlu ameliyatı yapan doktor/lar değil midir?

Bir gemide kaptan, bir trafik kazasında şoför sorumlu değil midir?

Bu binaların ister 1970'te ister 1990'da yapılmış olsun hem zemin etüdü yapanı, hem beton karışımını, hem demiri hesaplayanı, hem bina bittikten sonra oturulur rapor vereni ve de onları denetleyen  imar dairesi masasındaki herkes MÜHENDİS / mimar değil midir?

Müteahhit ne kadar baskı yaparsa yapsın, politikacı ne derse desin mühendis, bilimsel analizi sonucu uygun bulmadığı hiç bir bina için hem "meslek etiği" hem vicdanı açısından imza at(a)maz! Atmamalıdır!

Bu konuda kimsenin tek kelime etmemesi çıldırtacak gibi: Bu binaların yapılmasına, oturulmasına izin veren, yani bilimsel olarak mesleğini icra eden o İmar Dairesi midir her neyse orada felsefeciler mi oturarak avuç dolusu para alıyor, veterinerler mi bu binaları yapıyor?

Bize göre sel basan binalardan, depremde yıkılan binalardan mühendislik mesleği "mesul"dur!

'MÜHENDİSLİK  ETİĞİ' DERSİ

Teknik üniversiteler en gözde üniversitelerdir: Tümüyle üretim ilişkilerinin, hayatın, kapitalizmin içindedirler.  

Teknik üniversite mezunları mühendisler hesap kitap adamı (pardon) insanıdırlar. 

İş garantisi, para kazanma garantisi, istediği kızı alma garantisi vs. en yüksek meslektir! 

Gelgelelim yaşadığımız olaylar gösteriyor ki en sorumsuz mesleklerden biri haline gelmiştir.

Oysa tüm teknik üniversitelerde "Mühendislik Etiği" dersi okutulur.

Orada size ne okutuluyor ki hayata atılınca uygulamada hemen unutuyorsunuz a mühendisler!

O beyliği batasıca Rıza Bey Apartmanında kaç mühendisin imzası vardır!
Yapılırken siz başrolde değil miydiniz?

"Mühendislik Etiği" dersinde "Mühendislik Uygulamasında Etik Sorunlar", "Mühendislik Etik Kuralları"ndan size hangi hoca not verdi? 

KAZALAR KARŞISINDA TMMOB NE YAPIYOR?

Çoğunu 'Halkın Mühendisleri' gibi tumturaklı adı olan siyasi grupçukların yönettiği mühendis Odaları nerede dersiniz?

Tıpkı dinci tarikatçılar gibi onlar da depremden sonra kayıp. 

Oysa üstlerinde vazife olmayan siyasi konularda 'halk' lafını ağızdan düşürmeyip maydanoz olanlar asli görevleri söz konusu olunca seslerini kesiyorlar.

'Halk'çı TMMOB hızla harekete geçip işi savcılara bırakmadan, bu imzaları atanları tespit edip ifşa ederek sorumlu mühendisleri meslekten niçin ihraç etmiyor?

Ya da kimdi o binanın "fenni mesulu" üyemiz diye kendi üyelerinin sorumluluklarını  niçin hiç anımsamaya bile yeltenmiyor?!

Japonya'da bir mühendis imza attığı binada kendi kusurundan bu katliamın onda biri yaşansa inanın harakiri yapardı.

Değil mühendis, o mühendisin örgütü JMMOB başkanı bile harakiri yapardı!

Bizimkiler ne yapmış dersiniz?

TMMOB ETİK KURULU NE YAPIYOR?

Bir tek mühendisin, siyası erk ya da müteahhit kusurlu işte beni imzaya zorluyorlar diye istifa ettiğini duymadım; bir kez olsun halkın yararına tavrını görmedim.

Ne inşaat kalfası, bilmem ne inşaat işçisi, ne müteahhit...

Tek sorumlu, kendine 'halkın mühendisleri' dediği halde her imza için binlerce lira alan, hiç biri de maşallah işsiz kalmayan mühendislerdir.

Elbette hükümetler, 'devlet!', imar afları başta olmak üzere plansızlıktan, "çarpık" kentleşmeden başından beri sorumludur.

Karadenizli müteahhitler de sorumludur!

Ama hepimiz biliyoruz ki bir bina yapılmaya başladığında BİNAYLA MÜHENDİS yapayalnızdır! Mühendis bina yapılırken "Vicdan!"ıyla baş başadır.

Baskısı yaparak kimse onun başına vurmaz, vursa bir basın açıklaması yapar ayrılır başka yerde iş bulur. (İş bulamazsa bile yüzlerce canı kurtarmış olur; fena mı!)

Gerçek şudur: TMMOB'un topu taca atmakta usta ağızlarının dediği gibi "Mühendis yüzü görmemiş bina"mız var olmasına çoktur, ama örneğin İzmir'deki binalar mühendissiz mi yapıldı? Bunu iddia edebilirler mi? 

Sorun mühendisin işini ne derece doğru yaptığındadır!

"Fenni mesul" diye bir Arapça deyimin arkasına sığınıyorlar; millet de teknisyen filan sanıyor:

Onlar mühendis beyler!

Basınımızı dinleyen okuyan herkes sorumluları bir türlü anlamıyor: Sanki uzaylılar yaptı o binayı!

İZMİR DEPREMİ SONRASI TMMOB'UN TAVRI  

Tümüyle mühendislerden kaynaklı  kusurlu olaylarda TMMOB, katil dönüp dolaşıp suç mahalline gider kuralı gibi hemen olay yerine (inanın Süleyman Soylu'dan erken) gider ve suçu kapatacak açıklamalarla (rant, siyasetçi, imar affı vs.) önce üyelerinin gözünü boyar, onlara güven verir ve güya rapor hazırlar, sonra sıcacık örgüt yuvalarına dönerler.

Ve mühendis hatasıyla ölen o güzelim insanlar öldükleriyle kalır!
İzmir'e de TMMOB Başkanı Emin Koramaz başkanlığında heyet hemen gitmiş ve şipşak rapor hazırlayarak bir de basın açıklaması yapmış!

Ekte yayınladığımız basın açıklamasında her zamanki "çarpık yapılaşma" ,"imar afları" vs. suçlamalarla sanki kendilerinden bağımsız bir şeymiş gibi "devlet"i suçlayan ezber, yuvarlak laflar, hatta yalanlar var. 

(Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın sitesine açıklamanız sonrası girdim Emin Bey, Bakanlığa bağlı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü'nün tüm birimleri mühendislerden oluşuyor; o sizden kaçırıldığını söylediğiniz suçladığınız "Denetim Elemanları" da valla ortaokul lise mezunu sanmıştım, tümü "Oda üye belgesi" istenen üyeniz mühendis!)

TMMOB'UN ETİK KURULU ve MESLEKİ DAVRANIŞ İLKELERİ

22-24 Mayıs 1998 tarihlerinde toplanan TMMOB 35. Olağan Genel Kurulu kararlan ile gündeme gelen, 36. ve 37. TMMOB Genel Kurulları'nda da kararlaştırılan ve Mühendislik Mimarlık Kurultay'larının önemli tartışma konularından biri de ETİK, Mühendislik ve Mimarlık Etiği, Mühendislik ve Mimarlık Mesleki Davranış İlkeleri'ydi.

Avrupa Ulusal Mühendislik Birlikleri Federasyonu tarafından kabul edilen ve mühendislerin kendi ülkelerinde uymak zorunda bulunduktan kurallar ile ABD Mühendisler Birliği tarafından kabul edilmiş olan etik kurallar Oda/larınızca incelendi. 

İlke önerileri düzenlenerek üyelerin bilgisine sunuldu, kurultaylara taşındı.  
5-6 Nisan 2003 14 / Eylül 2004 tarihinde Ankara'da yapılan II. Mühendislik Mimarlık Kurultayı'nda da KARAR haline getirildi.

Sayın Emin Koramaz ve TMMOB yöneticileri, "TMMOB Mesleki Davranış İlkelerini, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı etkinliklerinde yönlendirici ve eğitici ilkeler olarak kabul eder... " denerek "örgütsel alanda üyeleri, doğru olandan ve adil olandan yana tavır almaya yöneltmeyi, etik ilişkilerin önemsenmesini, dolayısıyla ahlakı yükselten bir davranış sergilemeyi amaçlayan" ve  II. Mühendislik Mimarlık Kurultayı'nda kabul edilen TMMOB 38. Genel Kurulu karan son şeklini alan TMMOB Mesleki Davranış İlkeleri'ni, Odanız bünyesinde -Karar'ın diliyle söylersek- bir "kültür" haline getir(ebil)diniz mi?

Kültür haline getirmemişseniz hani yaptırımınız!

Ne zaman üyeniz bir mühendisin, "devlet, politikacı, yöneticiler  beni zorluyor, bu halk yararına değil, imza atmam" diyerek "etik" nedenlerle istifa ettiğini (intihar ettiğini demiyorum haşa!) duyacağız göreceğiz?

(Valla hem hükümete gerçek  muhalefeti de yapmış olursunuz; bu sıkıntılı günlerde halkı arkanıza alırsınız; hepimiz koşarak yanınızda oluruz.) 

Ne zaman, örneğin Rıza Bey Apartmanı'ndaki mühendis üyelerinizi tespit edip kusurlu olarak ifşa ettiğinizi göreceğiz?

Ne kadar suçlarınızı sümenaltı edeceksiniz böyle?

Ne kadar kaçacaksınız!

Niçin ve niçin TMMOB olarak "Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ve Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik"in sizi de (TMMOB yöneticilerini) kapsamasına karşı gelerek 2004 yılında Danıştay'a başvurdunuz!

Biraz sert oldu ama bağışlayın. (Özellikle çok değerli mühendis arkadaşlarımı tenzih eder, dostlarımdan özür dilerim.)

Mühendislik ve Mimarlık Etik'i "Karar"ının son maddesinde "Mesleki etkinliklerine ilişkin olarak meslektaşlarının dürüst ve nesnel eleştirilerini dikkate alırlar, gerektiğinde kendileri de eleştirmekten kaçınmazlar." yazıyor da!..

 

EK:

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin KORAMAZ 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir'de yaşanan deprem felaketi üzerine yaptığı basın açıklaması:
 

BİR DEPREM ÜLKESİ OLDUĞUMUZ GERÇEĞİNİ İZMİR’DE YENİDEN GÖRDÜK
 

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı’nın açıkladığı verilere göre 30 Ekim 2020 Cuma günü Ege Denizi Seferihisar açıklarında saat 14.51’de 6.6 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir.

Ülkemizin batısında yer alan pek çok yerleşim yerinde hissedilen deprem sonucunda İzmir’in Bayraklı ve Bornova İlçesindeki bazı binalar yıkılmış, çok sayıda yurttaşımız hayatını kaybetmiştir.

Hayatını kaybeden yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı, yaralılarımız için acil şifalar sağlık diliyoruz. İzmir halkının acısını paylaşıyoruz.

Deprem ülkesinde yaşadığımız gerçeğini; yıkıcı sonuçlara yol açan bir deprem ve ardından hayatının kaybeden yurttaşlarımız aracılığı ile yeniden gördük.

Daha önce de defalarca belirttiğimiz üzere can kayıplarına ve yıkıma; deprem gerçeği ve bilimsel, teknik gerekliliklere rağmen geliştirilen politikalar ve buna bağlı uygulamalar neden olmaktadır.

Deprem kuşağında yer alan ülkemizde tüm yapıların depreme dayanıklı bir şekilde inşa edilmesi, var olan yapıların sağlamlaştırılması, gerekli tedbirlerin alınması ve uygunsuz alanlara imar izni verilmemesi gerekmektedir.

Geçmişte yaşadığımız ve büyük yıkıma neden olan depremler, yapı stokumuzun deprem güvenlikli olmadığını ortaya koymuşken, sanki bir daha deprem olmayacakmış gibi imar planları yapılmakta ve rant politikalarına devam edilmektedir.

İmar afları ile kaçak yapılaşma teşvik edilmiş, yurttaşlarımız sağlıksız yapılara mahkum edilmiştir. Böylece projesi olmayan, hiçbir mühendislik hizmeti almamış kaçak yapılar ruhsatlandırılmıştır.

10 milyonun üzerinde kaçak yapı ruhsatlandırılarak yapı stokumuzun proje uygunluğu ve deprem dayanıklılığının denetlenme ihtimali de ortadan kaldırılmıştır.

Yapı alanındaki tek sorun kaçak ve riskli yapıların ruhsatlandırılması değil, yeni yapıların da gerekli mühendislik hizmeti almadan yapılmasıdır.

Kamusal anlayışla yürütülmesi gereken yapı denetimi sistemi tümüyle ticarileştirilmesi ve Odalarımızın mesleki yeterlilik, eğitim, belgelendirme ve denetleme gereklilikleri yapı denetim süreçlerinden dışlanması, yeni binaların yapı güvenliği konusunda da riskler doğurmaktadır.

Yaşanan deprem sonrasında, özellikle metropollerdeki deprem toplanma alanlarına olan ihtiyacımızın ne denli büyük olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Oysa yıllardır sistematik biçimde kent merkezlerinde bulunan deprem toplanma alanları yapılaşmaya açılmaktadır.

Ülkemizi yönetenler yaşadığımız acı deneylerden ders çıkarmalı ve görevlerini daha fazla gecikmeden yerine getirmelidir.

Nitekim sonuçlarının çok daha ağır olması beklenen, İstanbul depremi er yada geç kapımızı çalacaktır. Boşa harcayacak bir günümüz dahi kalmamış durumdadır.

TMMOB olarak İzmir’de yürütülmesi gereken arama-kurtarma ve hasar tespit çalışmalarında İzmir halkı ile dayanışma içerisinde olarak yer almaya hazır olduğumuzu ve üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğimizi ifade ediyoruz.

İzmir ve çevresinde bulunan TMMOB İl Koordinasyon Kurullarımız aracılığıyla deprem bölgesinde incelemeler titizlikle devam etmektedir.

Konuya ilişkin raporumuz en kısa sürede kamuoyu ile paylaşılacaktır.
Bu vesileyle bir kez daha iktidarı acilen çağrılarımıza kulak vermeye ve gereken önlemleri almaya davet ediyoruz.

 

Emin KORAMAZ
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar