1. YAZARLAR

  2. Tevfik Fikret TAŞKIN

  3. Ey Türk Millet, Artık susma yanlışlara dur de!
Tevfik Fikret TAŞKIN

Tevfik Fikret TAŞKIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Ey Türk Millet, Artık susma yanlışlara dur de!

A+A-

EY TÜRK MİLLETİ,  ARTIK SUSMA VE YANLIŞLARA DUR DE!

 

Doğum öncesi çekilen sıkıntıları yaşayan Türk milleti, yakın zamanda büyük değişiklikler olacağını hissediyor. Bu sıkıntıların sancısını, ekonomi dünyasında ve toplumu bir arada tutan millî, dinî ve sosyal değerlerde yaşıyor.
 
Bir sabah kalkıyor, doların Türk lirası karşısında büyük bir değer kazandığını görüyor.Ertesi güne kalmadan iğneden ipliğe zam geliyor.
 
Petrolün varilinin 115 dolar olduğu zamanki fiyatıyla mazotu ve benzini satın alıyor. Halbuki petrolün varil fiyatı 55 dolar civarında. 
 
Dünyada gıda fiyatları % 30-35 civarında düşerken bizde % 100’leri geçen artışlar yaşanıyor. Üstelik bu durum son üç dört yılda vurgun şeklinde yapılmayı geçti, halkı yıkım şekline dönüştü.
 
Adam kayırma, yolsuzluk ayyuka çıktı...
 
Özellikle ağır işlerde çalışan işçilerimiz, iş kazalarında toplu kıyım gibi hayatlarını kaybetmeye başladılar. Bir anda, 300 işçimizi bir madende kaybettik. 
 
İnsan hayatının olmayan değeri iyice yok oldu. Başta kadınlarımız olmak üzere bütün canlılara birer birer kıymaya başladık.
 
Çevre bilinci vermeye çalıştığımız insanımız, tam tersini yapmaya başladı. Çevresine vermediği zarar kalmadı. Anadolu’yu dolaştığınızda görüyorsunuzdur. Dağın başına, derenin ortasına, en verimli toprakların merkezine dört beş katlı beton yığınları dikilmiş.
 
 
Toprak, yeşil alan, tarım arazisi diye bir şeye hiç dikkat edilmemiş. Oranın mülki amirleri ve belediyeleri de bu beton yığınlarını hiç görmemiş.
 
Bizlerin çocukluğunda her taraftan fışkıran gözeler, kaynak suları ne hikmetse kurumuş, koca Anadolu çöle dönmüş. Kırk yıldır ağaçlandırılan dağlar taşlar bu ağaçlara nedense bağrını açmamış, yeşilsiz olan bu yanık topraklar iyice yanmış, yeşilsiz kalmış.
 
Bu arada ağaçlandırma çalışmalarına trilyonlar aktarılmış, sonuç tam bir fiyasko olmuş. Yeşil alanlar, orman daha da azalmış.
 
Özgürlük ortamı artırılmaya çalışılıp askerî diktadan, sermayenin insanın emeğini ezen acımasız gücünden kurtulma sözleri verilirken Türkiye başka güçlerin etkisi altına girmiş, garip guraba iyice ezilmiş, önceden oluşturulmaya çalışılan orta kuşak tamamen yok edilmiş, ortada, alt ve üst gelir düzeyine sahip iki grup kalmıştır.
 
Alt gelir grubu olan toplumun % 80-85’lik grubu, millî geliri sadece %15-20’sine sahip olurken üst gelir grubu olan toplumun %12-18’lik kısmı ise millî gelirin % 80-85’lik kısmına sahip olmuşlardır.
 
Bu nasıl bir adalettir?
 
İyi kötü, bir arada yaşayan insanlarımız bilerek bilmeyerek özellikle köken ve inanç bakımından farklılaştırılmış. Moda ifadesiyle “ Türk, Kürt, Laz, Çerkez..., Alevî, Sünnî “ diye bölünmeye başlanmış, eşitlik, adalet, ezilmişlik edebiyatı yapılarak kardeşçe, huzur içinde yüzyıllardır bir arada yaşayan insanlar -ki bunun şahidi ve en son örneği, Çanakkale Savaşı’da, Kurtuluş Savaşı’nda yan yana şehit olan ve yan yana ve aynı kabirlerde yatan aziz şehitlerimizdir- birden bire düşman olmuştur.
 
Daha bunun gibi onlarca sıkıntı ve insanın aklını, şurunu karıştıran durumlar yaşanırken Türkiye’yi oluşturan insanlarımız ne yapıyor?
 
Şu anda kesinlikle hiç bir tepki vermiyor, maddî ve manevî bunca çileyi sessizce çekiyor, en ufak bir tepki göstermiyor, gösteremiyor.
 
Başına ne gelirse, sessizce kabulleniyor ve beterin beteri var diyerek susuyor, her şeyi sineye çekiyor...
 
Belki ufukta ışık göremiyor, o yüzden susuyor, bölünme de dahil her tehlikeyi, çileyi, adaletsizliği kabul etmiş gibi yapıyor.
 
Belki de yüreğinde Allah korkusu yok edildiği, hesap verme, sorumluluk duygusu yok olduğu için susuyor.
 
Ama ben bu hafta susamadım, toplumun yokluğa, yoksulluğa, adaletsizliğe, parçalanmaya, bölünmeye götürülmesine karşı sesimi yükselttim. İnşallah, yüreğinde Allah korkusu, vatan, millet, insan, canlı sevgisi olan her insan sesimi duyar ve kendisi de sesini yükselterek, her yanlışa dur diyebilir.
 
Unutmayın ki adaletsizlik karşısında susan dilsiz şeytandır.
 
Tabiatın uyandığı bu 21 Mart’ta, Nevruz (yenigün, ilkbahar) bayramında yüreklerinizdeki vatan, millet sevgisinin uyanmasını, dostluğa, barışa, kardeşliğe götürmesini diliyor, Türk aleminin “Nevruz Bayramını” kutluyorum...
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.