1. YAZARLAR

  2. Veysel BOĞATEPE

  3. Prof’un Bilinmeyen Aşı Denklemi
Veysel BOĞATEPE

Veysel BOĞATEPE

Site Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Prof’un Bilinmeyen Aşı Denklemi

A+A-

  Tükürük testinden ağız, diş, diş etleri ve kanser gibi hastalıkların tespit ve teşhis edildiğini bilmesine biliyordum da aşı ile vatanseverlik testi yapıldığını, damat ile gelin adayı arasında milli printer görevi yaptığını bilmiyordum. Neyse ki nam-ı diğer Prof. Bingür Sönmez’in, tıp bilimine gelin ile güveyi dâhil edip üstüne de vatanseverliği boca ederek birkaç dozda hayat dersi vermesi öyle bir aydınlık saçtı ki, hepimizin gözleri kamaştı. Bir yıla yakın bir zamandır sanal sentetik ortamın hiyerarşisinde ağır buhranlar geçiren 80 milyonla üç boyutlu kafa bulmaya, bilimle vatanseverliği kritik etmeye iten içgüdünün sebebini ne kendisi izah edebildi ne de bizler anlayabildik. Vatana ihanet, vatan hainliği yahut hıyanet-i vataniye meşrû; egemenlik organını devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya ya da düşmanla işbirliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç türüdür. Kapsamı ve tanımı bu şekilde açık şekilde tarif edilmişken aşının güvenilirliği konusunda endişelerini dile getirenleri vatan hainliği ile suçlamak akıl ve mantıkla nasıl izah edilebilir acaba? Kulağı ile ağzı arasındaki ölçüyü dengeleyemeyen entel bir figürün, siyasi egemen organlara “ironic” ince göndermeler yaptığı basit ve düz bir mastürbasyon şovuna mı maruz kalıyoruz, yoksa kendinizi muhafazakâr kesime onaylatma sendromundan mı yakalandınız?

   Sahi, hangi ülkelerle ve hangi cephelerde savaş halindeyiz de toplum olarak kulağımızın üzerine yattığımızdan haberimiz yok?  Elin bilim adamları laboratuarlarda aşı çalışmaları yaparken siz nikâh memurluğuna mı yoksa ilaç şirketlerinin pazarlama müdürlüğüne mi terfi ettiniz? “Muhtemelen ocak ayının içerisinde aşı yapılacak ama ben aşı yaptırmam diyenler birer vatan haini onlara kız bile vermeyeceğiz, resmi dairelere giremeyecekler, okullara gidemeyecekler, insan vücudunun dokunmazlığı nedeniyle mecbur etme şansımız yok mecburen ama kurallar koyacağız aşı olmayanlar devlet dairelerine giremeyecekler. Yani eve hapsedeceğiz. Başka çaremiz yok.” şeklinde çaresizliğinizi dışa vuran bu açıklamanızı en son 15 Aralık’taki yazım da “Aşının zorunluluğu uluslar arası hukuki sorunlar doğuracağı için zorlamayla değil de mecbur bırakılarak tam kontrol etme yoluna gidilecektir.” şeklinde çok önceden en transparan haliyle özetleyerek zihniyetinizin dökümünü yapmıştım. Fakat mesele bu değil, asıl mesele gerçekten ne söylemek istediğinizi benim gibi en transparan halinizle açıklayabilmenizdir. 

Bilim nere, vatan nere, prof nire?

  Hangi literatürden girip hangi kavramlardan çıkalım? İzafi bilim mi, zahiri siyaset mi, getto espirisi mi, bana göre mi sana göre mi, genele göre mi? Yoksa bilimi, gelin ile güveyi vatan hainliğiyle sentezleyip ortaya karışık mükemmel bir durum komedisi mi çıkartsak? Sonradan “espiri yaptım” diyerek manevra yapmanızı anlıyorum da komik ile gülünç olma arasında bir duruma düştüğünüzün farkında mısınız? Çözüm yolları göstermeniz veya aramanız gerekirken egemenlik organını gelin-güveye indirgeyerek bel altını ve seviyesizliği çağrıştıran cümleler sarf etmeniz, yasakları kutsamanız despotik anlayışın tezahürü değil de nedir? Yoksa ben mi altında, üstünde fazladan bir şeyler arıyorum da gereksiz yere ekonomi yapmadan septik septik saçıyorum cümleleri? Yahut karşımızda copy-paste entel bir figürle zihniyet savaşına mı giriyorum, nedir sizde ki son durum? Lafın kuyruğunu nasıl ve nerden düğümlemeliyiz?

  Magazin kültürü raconunda alt organların dile yerleşik olması, erkek deyince kavramların boşalması, kadın deyince sırtüstü orgazmın akla gelmesi sizin “aşı olmayana kız vermeyeceğiz” sözünüzle anlam kazandığına göre hep aynı soruyu düşürüyor belleğe; laboratuvarda olması gereken bilim adamı, çok uluslu ilaç firmaları arasında milli printer görevini mi üstlendi acaba? Şu durumda 80 milyon topyekûn sizi bilimin laboratuvarından alıp belediyelerde nikâh memurluğuna mı terfi ettirsek adet yerini bulur, gelin-güvey mutlu olur mu acaba?  Yoksa konuyu netleştirmek için Einstein’in o meşhur “balık kime ait?” sorusuna yanıt mı arasak? Bilimi belden aşağıya çeken bilim adamlarının, kartvizit profların nikâh memurluğu sayıklamalarına karşın ben de konu başlığına sadık kalarak ve de antenlerimi çıkartarak Türkiye’nin Mickey Mause’u olmaya adaylığımı ilan edeceğim de birbiriyle ilintisi olmayan aşı, vatan hainliği ve kız meselesi üzerinden böylesine bir denklem kurulmasını halen anlamış değilim. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.