Selçuk DÜZGÜN

Selçuk DÜZGÜN

ALİYEV, ERDOĞAN ve SAVAŞ!

ALİYEV, ERDOĞAN ve SAVAŞ!

Yıl 2012!

Ermenistanla normalleşme sürecinin mimarları Cumhurbaşkanı Gül eliyle elinden geleni yapıyor.

Erdoğan dönemin Başbakanı.
Ve o dönem GÜL’ün yaptığı hataları telafi etmeye çalışıyor…

 

Ve Azerbaycan’da  bir TV programına katılan  Başbakan Erdoğan,  verdiği bir röportajda Fransa'nın taraf olduğunu belirterek, "Minsk üçlüsü içinden bu vesile ile Fransa'nın artık çıkması lazım" diyor…

 

"Fransa'nın Minsk Grubundan çıkarılması halinde, bölgenin durumu nasıl olur?" sorusuna ise Erdoğan  "Şu anda Fransa'nın buradan çekilmesi halinde bu işin hâkimliğini Amerika ve Rusya götürecektir. Tabii burada işin nihayetinde BM Güvenlik Konseyi’nin de devreye girme suretiyle yıllar yılı uzayan bu konu ki 20 yılı artık aşmış bulunuyor  temenni ederiz ki, burada da bir an önce bir karara varacak şekilde gerek Amerika gerekse Rusya eğer illa ki üçüncü ülke bulunması gerekiyorsa bir üçüncü ülke buraya bulunulabilir" karşılığını veriyor…

 

Aradan geçen 8 yıl ve geldiğimiz noktada Fransa’nın rolüne bakınca Erdoğan’ın ne kadar haklı olduğu ortaya çıkıyor.

 

Ve bugün Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev katıldığı bir programda yaptığı açıklamada Azerbaycan - Ermenistan arasındaki sorunun çözümü için oluşturulan Minsk Grubu'nda yer alan Fransa, Rusya ve ABD'nin önyargılı davrandığını ve grupta yer alan Türkiye'nin de mutlaka eş başkanlardan biri olması gerektiğinin altını çizdi.

 

Aliyev 'Batılı ülkeler kabul etmek istemese de Türkiye'nin bu konuda söyleyeceği sözler büyük ve önelidir, Türkiye bu konuda tarafsız ve adaletli davranacaktır'  diyerek bu haksız ve hukuksuz sürece son noktayı koydu.

 

Bu açıklamayı görünce sayın Aliyev’in 2014’deki Türkiye adına Ermenistan’a verdiği tepki aklıma geldi.

 

Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da yapılan 'AB-Doğu Ortaklığı Zirvesi'ne Türkiye katılmamıştı.

Bunu fırsat bilen Ermensitan lideri Sarkisyan zirvede yaptığı konuşmanın önemli bir bölümünü Türkiye’yi suçlayıcı soykırım iddialarına ayırınca, o toplantıya katılan sayın Aliyev buna tepki göstererek sert bir dille Sarkisyan’a, ‘Bilyorsunuz ki, Türkiye burada temsil olunmuyor, bundan yararlanıyorsunuz. Ama ben buradayım, size cevap veriyorum’ dedi.”

 

Tüm bunları niye mi anlattım?

 

Türkiye’de bazı Türk Milliyetçisi yazarların geçmiş defterler üzerinden ALİYEV ve ERDOĞAN’ı savaş sürecinden eleştirdiklerini görüyorum.

 

Azerbaycan savaşta iken ve en önemli müttefiği Türkiye iken bu tür sataşmaları açmanın, geçmiş defterleri karıştırmanın hiç kimseye yararı yoktur hatta devletlerimiz  ve milletimiz  adına zararı vardır.

 

Belki de düşmanın veremeyeceği zararı bu şekilde biz kendi kendimize vermekteyiz.

 

Savaş halinde herkes susar, tek vücut olur ve ülkenin baş komandanı olan cumhur reisine güvenir.

 

Bu savaşı kazanmanın en önemli yoludur.

Kaldı ki, yukarıda verdiğim örneklerden yola çıkarsak her iki liderimize de güvenmemize çok sebep vardır.

 

Türk milliyetçiliği bu hallerde duygusallık kaldırmaz.

 

Unutmayın!

Savaş sırasında iyi niyetle de olsa yapılan bazı hatalar büyük felaketlere yol açar.

Gafletin büyüğü de bundan doğar.

 

Ve yine unutmayın!

Savaş sırasında 5.kol faaliyetleri en çok ülke liderleri üzerinden yapılır.

Yazı kalem alırken, yorum yaparken buna fırsat vermememli.

Aksi takdirde Levent Gültekin denen yazar müsvettesinden ne farkımız kalır.

 

Biz her iki lidere de güveniyoruz,  savaştan sonra gerekirse kaldığımız yoldan devam ederiz.

 

LÜTFEN BU LİNKİMİZİ TIKLAYARAK YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN

siyasetcafe.com

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Selçuk DÜZGÜN Arşivi