1. YAZARLAR

  2. Celal Eren ÇELİK

  3. Süleyman Soylu'nun 'Mahremi'
Celal Eren ÇELİK

Celal Eren ÇELİK

Yazarın Tüm Yazıları >

Süleyman Soylu'nun 'Mahremi'

A+A-

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu geçtiğimiz günlerde SÖZCÜ GAZETESİ’nden İsmail Saymaz’a verdiği röportajında 3 kez üst üste ve altını çizerek aynı “İmada” bulundu…

Ne diyordu Soylu bu açıklamasındaki “İmalı” cümlelerinde?

“Özellikle bazı milletvekilleri yapıyor. Onlara acıyorum. Ben kamuoyunda çok şey bilen bir adamım”  “O tweet atanları görüyorum, bazı milletvekillerini görüyorum”  “Bunu parti bilse gereğini yerine getirirdi. Bildiği andan itibaren de getirdi. Güvenlik güçleri ve hukuk yerine getirdi mi? Getirdi. Görevim icabıyla birçok mahrem bilgiye sahibim, doğru mu? Bu meseleyi milletvekili olup da paylaşanlarla ilgili sadece üzülüyorum. Allah muhafaza, en yakınlarında böyle bir şey çıkarsa ne diyeceğiz?” 

Bu ilk bakışta “Sıradan”  gibi gözüken ama aslında “Skandal” röportajda bir ülkenin İçişleri Bakanı “Elinde mahrem bilgiler” olduğunu söylüyor, bunla da kalmıyor “Görevi gereği kendisine ulaştığını belirttiği bu bilgileri anında partisi ile paylaşmadığını” itiraf ediyor- Zira röportajdaki “Parti bilse gereğini yapardı .Bildiği anda yerine getirdi” ifadeleri bunu gösteriyor” ve aslında “Konuşturmayın beni” mesajını veriyordu.

Soylu bu açıklamaları yaparken röportaj içeriği “Muhalefet milletvekilleri” idi ve Soylu’nun sözleri de doğal olarak “Muhalefet milletvekillerine verilen bir gözdağı” olarak algılandı. Özellikle muhalif medyanın bazı isimleri de “Soylu bu imalar ile muhalefeti tehdit ediyor” şeklinde özetlenebilecek yazılar kaleme aldılar.

Bu satırların yazarı, 2018 yılından bu yana pek çok yayında ve yazıda o dönem parti içerisinde var olan Berat Albayrak-Süleyman Soylu çekişmesinde kazanan tarafın mutlaka Soylu olacağını bahsederken her zaman Soylu’nun bugün dile getirdiği gibi “Görevi gereği istihbarattan kendisine ulaşan çok önemli ve stratejik bazı bilgiler olduğunu ve Soylu’nun bu bilgilerden bir kısmını siyasi ikbali için vereceği mücadelelerde kendisine sakladığını” dile getirmişti.

Normal şartlarda bir demokratik bir hukuk devletinde bir İçişleri Bakanı’nın görevi gereği edindiği “Özel” ve “Kozmik” bilgileri devlet ile paylaşmak yerine kendisine saklaması büyük bir skandal ve o bakanın istifa sebebidir ancak maalesef Soylu’nun açıklamaları Türkiye’deki devlet işleyişinin ne derece darbe aldığı noktasında çok çarpıcı bir örnek olarak karşımıza çıktı.

Şimdi gelelim esas meseleye…

Az önce de belirttiğimiz üzere Türkiye’de o da az sayıdaki muhalif köşe yazarları bu detaya değinirken konuyu “Muhalefete verilen gözdağı” olarak değerlendirerek bu pencereden konuyu gündeme taşıdılar.

Oysa ki Süleyman Soylu “Muhalefeti eleştirdiği” bir röportajın içerisine “Ustaca sıkıştırdığı” bu mesajları bizatihi Saray’a verdi.

AKP’de yeniden belirlenen MKYK sonrasında geniş çaplı bir kabine revizyonunun da kapıda olduğu artık bir  bilgisi olmaktan çıktı, sağır sultanın duyduğu bir “Vak’ıa” halini aldı.

İşte Soylu’nun bu açıklamalarını tam da “Kendisinin kabinedeki görevinden alınarak tasfiye edileceğinin söylendiği” bir siyasal konjonktürde yapması bu bakımdan önemli.

Soylu bu mesajla açıkça “Kimse bana dokunmayı düşünmesin canınızı sıkacak bilgiler bende mevcut” diyor…

Hatta bir adım daha ileriye giderek “Parti bunları bilseydi gereğini yapardı, öğrendiği zaman yaptı” diyerek hem partiden bilgi sakladığını, hem de bu bilgileri sadece kendisi istediği ve uygun gördüğü zaman paylaştığının mesajının da veriyor.

Yani Soylu “Şunu iyi bilin ki benim parti ile paylaşmadığım ne bilgiler var” mesajını da gayet net Saray’a iletiyor.

AKP içerisinde Soylu’nun tabanda karşılığı olan tek bakan olması, genel başkanlık geçmişi nedeni ile makrosiyaset dengelerine hakim oluşu ve hitabet yeteneği, teşkilatlarda kendi ekibini kurmuş olması ve bizzat Soylu’nun ifade ettiği” Görevi gereği edindiği özel bilgilere” sahip olması dolayısı ile tüm bakanlardan ayrışan ve “Kendi özerk cumhuriyetini ilan eden” “İmtiyazlı bakan” konumuna yükselmesi ve her geçen gün kendisine genişleyen bir siyaset zeminini açıyor olması şimdilerde bir “Kanadı” rahatsız etmekte…

O “Kanat” ise başını Numan Kurtulmuş’un çektiği ve son dönemde AKP içerisinde giderek çok daha güçlenen “Muhafazakar-Gelenekçi” kanat…

Berat Albayrak hem Soylu’ya hem Kurtulmuş ekibine karşıydı ve bu 2 ekibi de tasfiye ederek Erdoğan sonrası tek güç olmayı hedefliyordu.

Ve o dönemde Kurtulmuş-Soylu ekipleri Albayrak’a karşı “Düşmanımın düşmanı dostumdur” felsefesi ile birleşmişlerdi…

Şimdi Albayrak tasfiye oldu ve kartlar yeniden karıldığında herkes kendi yerini aldı, bir süre “Zoraki” olarak birlikte yürüyen Soylu-Kurtulmuş ekipleri karşı karşıya geldi ve birbirlerini tasfiye etmek için “Güç mücadelesini” başlattı.

Soylu’nun “İmaları” Saray’a “Kabine değişikliğinde bana dokunarak bu mücadelede taraf olma” mesajıdır.

Bakalım Erdoğan “Mesajı alıp” Soylu’nun isteğine göre mi davranacak yoksa son dönemde partiyi bilinçli olarak dönüştürdüğü “Muhafazakar-İslamcı” çizgini AKP içerisindeki temsilcisi Kurtulmuş ekibinden yana mı tavır mı koyacak…

Soylu’nun “Kolay vazgeçilebilecek” bir isim olmadığı notunu da ekleyelim ve belirtelim: Önümüzdeki süreç AKP içerisinde çok ama çok şeye gebe… 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.